Sadece kendimize güvenelim

Bir zamanlar dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydik. Şimdilerde saman dâhil neredeyse bütün ürünleri dışarıdan alıyoruz. Biz neden böyle olduk? Bu sorunun cevabı belli. Dış güçler! Ben bu cevaba isyan ediyorum. Nedenini açıklayayım. Buğday ekilen arazilerimizin %80’i ya rant için imara açıldı ya da suni gübreden dolayı çoraklaştı. Çünkü suni gübre kullanılan araziler 3 veya 4 yıl sonra çoraklaşıyor bu yüzden verim alınamıyor. Ayrıca şeker fabrikası verim alınamadığı için satıldı. Hâlbuki 1987 yılında biz Özal’ın emriyle Van-Eciş ve Muş şeker fabrikaları yapıldığında Muş ovası Gürpınar ovası, Çaldıran ovası ve diğer ekim alanları pancar ekimi yapıldığında verim %85 olarak çıktı. Kalite çok yükseldi. İki fabrikaya yattığı gibi fazlasını da Konya şeker fabrikasına gönderilebiliyordu.

Yalnız pancar mı? Bütün ürünler de aynı durumda. Ürünlerin verimlerinin düşmesi tarlaya atılan suni gübredendir. İşte burada Türk insanının aklına ve bilimine ihtiyacımız vardır. Bizim bütün bilim adamlarımızın buluşları ve elde ettikleri veriler yukarıda bahsini ettiğimiz gübrenin yerine kullanılacak toprağa hiçbir zararı olmadığı gibi aksine verimi artıyor. Ayrıca toprağı üç yılda eski kalitesine geri döndürüyor. Fakat bu bilim adamımız ilgili yerlere bunu ilettiği zaman hiçbir ilgi görmediği gibi tehdit gibi hakaretlerle karşılaşmıştır. Bunun gibi daha önce nice buluşları olup da kapıdan gönderilen beyinlerimiz var.

Gelelim bugünümüze. İnsanımız artık GDO’lu sebze meyve yemek istemiyor çünkü bilim adamlarının ifadelerine göre insanları kısırlaştırmanın yolu bundan geçiyor. Zira Türk insanının önü ancak bu şekilde kesilebilir. Elbette ki hayvancılık yok edildi. Böyle olunca hayvan gübresi de yok olmuş oluyor. Yukarıda bahsettiğim dostumuzun buluşu işte tabii gübrenin yerini tuttuğu gibi insan sağlığına hiçbir zararı olmuyor. Aksine faydası çok. Acaba Baronlar buna müsaade ederler mi?

Benim insanım bunu hak etmiyor. Neden diyeceksiniz. Televizyonlarda da gördüğümüz gibi, domates üreticimiz ürettiği domatesi 70 kuruşa satarken markette hatta pazarlarda 5 ile 6 tl ye satılıyor. Hangi vicdan buna müsaade ediyor ve aradaki fark kimin, hangi ruhsuzun midesine iniyor.

Peki, üreticiden tüketiciye kadar giden bu zinciri kontrol etmek bu kadar zor mu? Hayır, çok kolay. Ama arada rant var. Bu yüzden müdahale etmiyoruz. Burada bir noktayı ifade etmek isterim; milletin ahını alanın sonlarının iyi olmadığını hep gördük. Hep söylediğimiz gibi liyakat, liyakat, liyakat! Bilim, bilim, bilim! Lütfen bilimadamlarını dinleyelim (siyasetle uğraşanları değil). Zira Türkiye’yi bağımlılıktan kurtaracak teknolojik buluşlar var. Her şeyden önce kendimize güvenelim. Kıymetli beyinlerimizi kapıdan çevirmeyelim.

Selahattin MUMCUOĞLU