‘Depresyona girenlerin yüzde 60’ı destek istemiyor’

Depresyonu kısaca geçmeyen mutsuzluk hissi ile karakterize hayata karşı genel ilgi kaybına neden olan duygudurum bozukluğu olarak tanımlayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Özcan Kılıç.O. Kafalı şu ifadeleri kullandı:

“Depresyonun ortaya çıkışında tek bir bilinen faktörden ziyade bu duruma yatkınlığı olan bireylerde çeşitli etkenlerin bir araya gelmesi söz konusudur. Depresyon aynı zamanda genetik geçiş gösterebilen bir rahatsızlıktır. Diğer aile bireyleri arasında depresyon rahatsızlığı olan kişilerin bulunması ailenin diğer fertlerinde bu durumun oluşmasına dair riski yükseltir. Genetik faktörler dışında beyinde nörotransmitter adı verilen biyokimyasal habercilerin düzeylerinin değişmesi, hormonal değişiklikler ve mevsimsel faktörler de depresyon gelişiminde rol oynayabilir. Aynı zamanda yaşam içerisinde meydana gelen travmatik olaylar nedeniyle de depresyon tetiklenebilir. Aile bireylerinin kaybı, sosyal destek alamama, finansal problemler, ilişki sorunları ve diğer çeşitli stres faktörler de depresyonu tetikleyebilir.”

Depresyonun her yaşta ortaya çıkabileceğini de belirten Kafalı, “Depresyon uzun bir dönem boyunca devam edebilen bir rahatsızlıktır. Oluşan psikiyatrik ve fiziksel belirtilerin depresyon rahatsızlığına bağlı en az 2 hafta boyunca devam ediyor olması önemli bir bulgudur. Ancak depresyon bu süre zarfı ile sınırlı kalmayabilir, bazı bireylerde aylar ve yıllar boyunca depresyon halinin devam ettiği vakalar da mevcuttur. Depresyon gelişimi ile oluşabilecek belirtiler üzgün bir ruh haline ek olarak libido kaybı, iştah değişiklikleri, istemsiz kilo kaybı veya kilo alımı, uyku düzeninin bozulması, sinirlilik, huzursuzluk, konuşma ve hareket etme gibi eylemlerde yavaşlama, değersiz veya suçlu hissetme, konsantrasyon güçlüğü veya intihara meyilli olma gibi çeşitli şikayetler olarak örneklendirilebilir. Depresyon kadınlarda erkeklere göre iki kat daha sık görülen bir durumdur” ifadelerini kullandı.

“Depresyon hastalığı tedavi edilmediği takdirde ciddi sağlık problemlerini tetikleyerek yaşamı tehdit edici bir boyuta varabilir” diyen Kafalı tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri verdi:

“Günümüzdeki tedavi yaklaşımları ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde depresyon daha kolay bir şekilde kontrol altına alınmaktadır. İlaç tedavisi ve bilişsel davranışsal terapi gibi psikoterapi teknikleri birlikte kullanılarak depresyon ile birlikte oluşan belirtilerin giderilmesi sağlanabilir. İlaç tedavisi kapsamında beyindeki biyokimyasal habercilerin düzeyini kontrol etmeyi sağlayan antidepresan türevi ajanlara başvurulur. Bilişsel davranışsal terapi uygulamalarında ise bireyin yanlış düşünce paterninin farkına varması sağlanarak kendisine, dünyaya ve geleceğe dair yaklaşımlarını değiştirmek hedeflenir.”

Kafalı, tüm tedavi girişimlerine ek olarak hastaların düzenli egzersiz yapmak, uyku düzeninin sağlanması ve dengeli beslenme gibi yaşam tarzı değişikliklerini de ihmal etmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.



Kaynak

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir