Aslını bilmeyenin nesli gevşek olur derler

Selçuklu Devletiyle başlayıp Osmanlı Devletiyle tavan yaparak devam eden Türk Kültürü ve dilinden Arap ve Fars kültürü ile diline kaymanın sonucu aslını, atasını, kimliğini unutan idareciler ki bir çok Osmanlı padişahının Türkler ve Türklük hakkında söylediği aşağılayıcı sözleri ve Osmanlı’nın son dönemlerinde, Osmanlı’da ki zenginlerin neredeyse tamamının başka milletlerden olması Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Türklerin diğer milletlerle kıyasla sosyo-ekonomik olarak çok daha kötü olmasından da anlaşılmaktadır.

Buna rağmen bize Osmanlı Devleti’ni sanki tek atamız olarak hep anlatanlar, Hun İmparatorluğu, Göktürk imparatorluğu gibi diğer Türk Devletlerini pek anlatmazlar; dünyanın en büyük imparatorluğunu kuran Cengiz Han’ı, dünya Türk olarak görürken, biz Cengiz Han’dan hiç bahsetmeyiz.

Siyonistlerin korkulu rüyası, cesur ve zeki Türkleri boyundurukları altına alamayacaklarını bildiği için Osmanlı’da yaptıkları gibi son 80 yıldır ülkemizde Türkleri, Laz, Kürt, Çerkez vb olarak bölmeye çalışırken aynı zamanda Türklükten uzaklaştırmaya, kendileri için kolay lokma olan Araplaştırmaya da çalışıyorlar; bunun son örneği Suriye’den ülkemize göçe zorlanan altı buçuk milyon Suriyeli; oysa ki, 1923’de her türlü yokluklar, zorluklar içinde bağımsız bir devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti adından da anlaşıldığı gibi Selçuklu, Osmanlı gibi bir Aile Devleti değil, Türk Dünyasının lokomotifi olacak Türk devleti olarak kuruldu.

15 yıl gibi kısa sürede de köy enstitüleri kurularak tüm Anadolu’da bilime dayalı, çağdaş, kaliteli eğitim seferberliği, Türk Dil ve Tarih kurumu gibi kurumlar ile Sümerbank Fabrikaları gibi Fabrikalar, İş Bankası gibi bankalar, Atatürk Orman Çiftliği gibi tarımsal geliştirme tesisleri, hatta uçak fabrikası kurularak uçak ihraç edecek kadar büyük işler başarılmıştır.

1938’de kurucu liderimiz M. K. Atatürk’ün şüpheli ölümünden sonra ise ABD ile yapılan Fulbright Anlaşmasıyla önce eğitim ABD’ye bırakılarak köy enstitüleri kapatıldı, ardından ABD’den uçak almak için kendi uçak fabrikalarımız kapatıldı.

Son olarak da NATO’ya kayıtsız şartsız teslim olarak, ordumuzun komuta kademesini ABD ve İngilizlere teslim ettiler; yani Çanakkale’de, Sakarya’da yendiğimiz, İzmir’de denize döktüğümüz düşmanları törenle ülkemizi işgale davet ettiler, sonrasında ise işgalciler bu olanlara karşı çıkan ya da çıkabilecek zeki ve cesur gençlerimizi sağcı-solcu diye birbirine kırdırtıp kalanları da kendi kontrolündeki ordumuzun üst komuta kademesindeki ajanlarıyla kendi ordumuza, kendi milletimize karşı darbe yaptırarak astırdılar; faili meçhul ve ya işkenceyle ya da Abdi İpekçi gibi doğruları yazan söyleyenleri suikast ile öldürdüler yani Kurtuluş Savaşıyla kazandığımız bağımsızlığımızı ve sonrasında dişimizle tırnağımızla yaptığımız her şeyi Atatürk’ün ölümünden sonra satılmış veya basiretsiz liderlerimiz sayesinde on yılda kaybettik; ve manda haline geldik; en acısı da ülkemizi manda haline getirenleri bizler hala kahraman iyi devlet adamı olarak saygıyla anıyoruz.

Atatürk’ün partisiyim söylemiyle varlığını hala sürdüren CHP ki; bana göre Atatürk’ün değil; İsmet İnönü nün partisidir.

Atatürk’ün ölümünden sonra iktidardaydı eğer Atatürk ün bizzat yazdığı Nutuk ve Gençliğe Hitabesini okullarda zorunlu ders olarak okutup çocuklarımıza gençlerimize öğretebilseydi bu olanları milletimiz görür, olmasına izin vermezdi; o gün CHP’nin yapmadığını sonraki partiler liderler yaptı mı? Hayır, şu an yapayım diyen var mı? Yok, aksine hala ülkemiz de tüm dünyanın saygı duyduğu Atatürk ve Türklüğü itibarsızlaştırma yarışı var; oysa Türkiye demek Atatürk demektir, Atatürk’ü Türk’ü çıkartırsak Türkiye diye bir devlet Türk diye bir millet kalmaz; güçlü olmamızın tek yolu olan Türk devletleri ile Türk birliğini yaratmamız gerekirken, dün Azerbaycan’ın Karabağ’da olduğu gibi bu gün Doğu Türkistan’da yapılan zulme ses çıkartamıyoruz. Doğu Türkistan’a sahip çıkamıyoruz, oysa bizim kardeşimiz Araplar değil Türklerdir.

Türklüğümüzden nasıl bu kadar koptuk? Yoksa biz aslını bilmeyenlerin gevşek nesilleri miyiz?